Yavuz Bülent Bakiler

Şiirler Katagorisinde  Yavuz Bülent Bakiler Bir Gün Baksam ki Gelmişsin Bir gün baksam ki gelmişsin Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar. Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik Saçlarında ilkbahar Bir gün ...

Go Back   Bilinen.Net - Bilgi Platformu > Akademik > Edebiyat > Şiirler
Facebook Hesabıyla Giriş


Tanıtım Alanı
Sağlık,diyet,kilo verme,medikal,estetik,estetik cerrahi,saç ekimi www.saglikportali.net sitesinden detaylı bilgi edinin.
Cevapla
 
Paylaş Seçenekler
  #1  
Alt 03 Mart 2007, 03:06
 
Mesajlar: 14,188
Yavuz Bülent Bakiler

Bir Gün Baksam ki Gelmişsin


Bir gün baksam ki gelmişsin
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar

Bir gün baksam ki gelmişsin
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar

Bir gün baksam ki gelmişsin
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .

Yavuz Bülent Bakiler

Güzeller Galerisi

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03 Mart 2007, 03:06
 
Mesajlar: 14,188
Anadolu Gerçeği


Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla
Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını
Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla
Yaşadın mı bir yağmur duasını
Boz bulanık ırmaklarda çimdin mi
Kulak verdin mi yürekten kavala, saza

Bir ipek seccade üstünde gibi, huzurla
Durdun mu toprakta namaza ?

Bilir misin köylerde akşam olunca
Çekilir el ayak ortalıktan.
Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı.
Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan
Kurbağa feryatları, köpek ulumaları.

Geceleri süt kokan, gübre kokan evleri
Topraktır hep damları, duvarı kerpiç.
Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek
Tandır başlarında uyudun mu hiç?

Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden
Gördün mü dehşetini, tipinin karın.
Çektin mi hiç acısını istasyonlarda
Tandır ekmeği satan, yumurta satan
Yarı çıplak çocukların.

Kılığın kıyafetin sarmadı beni
Söylediğin türküler bizim türkümüz değil
Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
insanlar selâmını esirgemeden
Savuş git içimizden.

Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03 Mart 2007, 03:07
 
Mesajlar: 14,188
Çaresiz


Ah bilsen, bir bilsen duyduklarımı
Sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden
Ve nehirler boşalacak sanki içerimden
Sakın bilme!

Anlatsan duyarım bütün güzellikleri
Erir dağlarımın başındaki kar.
Sussan içimde kıyamet kopar
Sakın konuşma!

Ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak
Ha görmemek gözlerini,ikiside bir
Bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir
Sakın bakma!

Bir haberin gelse iki satırlık
Yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir.
Bir martı gibi çıkar kapına gelir.
Sakın yazma!

Çıkıp gittiğinden beri sessiz sedasız.
Başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm.
Dönmesen çaresiz kalır ölürüm
Sakın gelme!

İşte dağlar taşlar şahidim olsun
Yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum
Dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum
Sakın işitme!

Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03 Mart 2007, 03:07
 
Mesajlar: 14,188
Cebeci İstasyonu Ve Sen


Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü.
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara,
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
Sıcak bir kara sevda,
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu.
Acımsı,buruk,
Mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde.
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk,
Bir saçak altında kararsız,yorgun,
Saatlerce duruyorduk,
Kimse görmüyordu bizi.

Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü.
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi.
Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü.
Bir başka türlüydü bu insanlar,
Sen bir başka türlüydün,
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi,
Gözlerin gözlerimde erimekteydi.
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun,
Beni bırakma diyordun.

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam,
Bir yalnızlık duyuyorduk,
Ağlıyordun,ağlıyordun.

Cebeci İstasyonu'nda bir tren,
Nefes nefese soluyordu.
Gerilmiş bir keman teli gibiydik.

Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat,
Bilmem kaça vuruyordu.
Bir yağmur yağıyor inceden ince,
İçimizdeki binbir düşünce,
Harmanlar misali savruluyordu.
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi,
Tiril tiril titriyordun,
Gitsek,gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce,

Sırıl sıklam,paramparça,permeperişan,
Türküler söylüyordum,
Ağlıyordun,ağlıyordun.

Şimdi,şimdi seni düşünüyorum.
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor,serin,
Paramparça düşmüş gönül ufkuma,
İki yıldız gibi gözlerin.
Gel ey!Ciğerime saplanan hançer,
Gel ey!Yüreğime oturmuş kurşun,
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan,
Gel artık,
Ne olursun.


Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03 Mart 2007, 03:07
 
Mesajlar: 14,188
Demedim mi?



Demedim mi bu hasret bitirir seni
Ay dolanır gider, yalnız kalırsın.
Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın
Demedim mi yüreğim sevme!
İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz
Geri dönen hangi güvercinin var?
Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
Demedim mi aklım inanma!

Birgün naza çeker kendini demedim mi?
Görmesen, zindana döner bu şehir
Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir.
Demedim mi gözlerim bakma!
Demedim mi bu ürperten sıcaklık
Bu taze güzellik kaybolur birgün?
Sonra boşu boşuna aranır, dövünürsün
Demedim mi ellerim dokunma!
Demedim mi birgün susar şarkılar
Sesine ses veren rüzgarlar olur
İstediğin kadar artık bekle dur
Demedim mi kulağım duyma!
Bir gün çıkıp gideceği belliydi
Ayan-beyan belliydi anlayamadın.
Başka bir rüyada şimdi o kadın
Demedim mi kollarım sarma!

Bütün çektiklerim senin yüzünden
Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden
Ah! Şimdi paramparça oldun binbir yerinden
Demedim mi gururum kırılma!

Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03 Mart 2007, 03:07
 
Mesajlar: 14,188
Farkında mısın


Anneciğim bilmem farkında mısın ?
Söylenmemiş en mübarek en aziz
Duygularla çepe çevre çaresiz
Sana yöneldiğimin farkında mısın ?
Demeden yakın ırak
Bulutlarla savrulup, ırmaklarla akarak
Sana "Anne" diyen dilleri kıskanarak
Kapına geldiğimin farkında mısın ?

Bütün anneleri düşündüm tek tek
Sensin benim için en güzel örnek
Seni dinleyerek, seni severek
Nasıl yüceldiğimin farkında mısın ?

Seni göremedim diye bu bahar
içimden bin türlü duygunun isyanı var
Turnaların gökyüzünü sevdiği kadar
Seni sevdiğimin farkında mısın?


Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03 Mart 2007, 03:08
 
Mesajlar: 14,188
Gel


Nasıl ağlamıştın öyle akşam sokaklarda.
Birden nasıl büyümüştü içimde yerin?
Japon türkülerine benziyordu gözlerin
Sen japon türkülerini bilmezsin.

Pişman oldum yaptığıma o günden beri
Gel gitme çocuk!
Buruk bir acı çöker yüreğime geceleri
Nereye bu hazin yolculuk

Sen pişmanlığı bilmezzsin.

Gözlerin olmasaydı, beni ağlatmasaydı
Alıp giderdim başımı uzak iklimlere yarın
Hani bahar gelince pembe güller açar ya
Senin de öyle mektupların.

Şarkıların, türkülerin en güzel olduğu yerden

Ne olursun bir ses getir bana yetecek.
Seni güzelliğin mi alıp götürdü birden?
Ama bu yalnızlık beni hep kahredecek.

Burası İstanbul mu böyle yosun kokulu?
Gel gitme vakit erken.
Gel Beyazıt Kulesi'nden türküler söyleyelim.
İstanbul bu kadar güzelken

Şimdi Japon türküleri söyleniyor gel!
Rüzgar gibi uzaklardan, yelken gibi denizlerden
Gel bırakma sokaklarda böyle yapayalnız beni
İstanbul bu kadar güzelken




Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03 Mart 2007, 03:08
 
Mesajlar: 14,188
Gözlerin İstanbul Oluyor Birden


Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.

Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin

Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03 Mart 2007, 03:08
 
Mesajlar: 14,188
Liseli Kız


Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız.

Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız, siyah
Geceler gibiydi gözleri.

Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.

Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
'Seni seviyorum' derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Yemen türküsü gibi yanık türküler söylerdi.

Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz

Ürkek halleri vardı.
Ayrılık deyince oturup sessiz
Çocuklar gibi ağlardı.

Bazen çok uçarı, bazen çok buruk
Alev alev tutuşan mektuplar yazdık.
Bazen yan yana yürür, beraber otururduk
Ama konuşamazdık.

Ben görmedim şimdi öyle diyorlar
Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş.
Unuttum her şeyi diyormuş
Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel
Sarışın çocukları süslüyormuş.

Görsem çocuklarını şimdi diyorum
Bakamam yüzlerine çaresiz
Bana bakar çocuklar sessiz.
Çocukları gözlerinden tanırım
Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama
Bakamam, utanırım.



Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 03 Mart 2007, 03:09
 
Mesajlar: 14,188
Sen Sen Sen


Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
Dağbası yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter

Huzur ellerinin güzelligidir.
Gözlerin karsimda mutluluk denizi.
Her sabah soframizda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter.

Yüregim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her aksam
Sen dolsan yeter

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır sende naz
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını.
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter

Bir gün duysan bittiğini, tükendiğini
Çikip gelsen uzaklardan korkulu ürkek
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,

Eğilsen yeter.



Yavuz Bülent Bakiler

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bülent Bey - Bülent Ersoyun Son Filiminden Vernon Komik Videolar 0 09 Ekim 2009 09:44
yavuz bingöl-turnalar tcaner Yerli Yabancı Klipler 0 28 Ağustos 2007 14:37
Biz Osmanlıyız - Yavuz Bahadıroğlu mue_71-1991 Kitap 0 07 Ağustos 2007 21:46
Yavuz Sultan Selim KLEOPATRA Gereksiz Mesajlar 1 20 Temmuz 2007 18:41
Kemal Yavuz LcN_x Biyografiler 0 14 Haziran 2007 16:40

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:42.
RSS
Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO

Kuruluş : 27 Temmuz 2008
Bilinen.Net Her Hakkı Saklıdır
Sitemiz Bir Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi Burdaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.