Seadeti Ebediyye

Din ve İslamiyet Katagorisinde  Seadeti Ebediyye lem” Eshâbına dil uzatarak, onları incitiyor. Bu din büyüklerini fenâ sanıyor. Onları, birbirine düsman idi, düsmanlıklarını ve kinlerini gizliyerek iki yüzlülükle geçiniyorlardı biliyorlar. Hâlbuki, Allahü ...

Go Back   Bilinen.Net - Bilgi Platformu > Yaşam ve İnsan > Din ve İslamiyet
Facebook Hesabıyla Giriş


Tanıtım Alanı
Sağlık,diyet,kilo verme,medikal,estetik,estetik cerrahi,saç ekimi www.saglikportali.net sitesinden detaylı bilgi edinin.
Cevapla
 
Paylaş Seçenekler
  #51  
Alt 01 Eylül 2009, 11:02
 
Mesajlar: 14,188
lem” Eshâbına dil uzatarak, onları incitiyor. Bu din büyüklerini fenâ sanıyor. Onları,
birbirine düsman idi, düsmanlıklarını ve kinlerini gizliyerek iki yüzlülükle geçiniyorlardı
biliyorlar. Hâlbuki, Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, Eshâb-ı kirâmın
“aleyhimürrıdvân” birbirlerini her zemân sevdiklerini bildiriyor. Bu iki fırka,
Kur’ân-ı kerîme inanmamıs oluyor. Aralarında kin ve düsmanlık vardır diyorlar.
Allahü teâlâ akl ve insâf versin ve dogru yolu göstersin! Yine sükrler olsun ki, bizleri,
Allahü teâlâya madde ve cism diyen, Onu zemânlı, mekânlı bilenlerden, yaratanı,
mahlûklarına benzetenlerden etmedi ve [paraya, mevkı’a, rütbeye, râhata
kavusmak, keyf sürmek için, dinlerini satan, ecdâdının mukaddesâtını ayaklar
altına alan (Mürted)lerden, ahmaklardan eylemedi].
Sunu da iyi bilmek lâzımdır ki, idâreciler, cem’ıyyetleri idâre edenler, rûh gibidir,
cân gibidir. Millet, ya’nî bütün insanlar da, cesed, beden gibidir. Rûh iyi ise,
beden de sâlih, iyi olur. Rûh bozuk ise, beden de bozuk olur. O hâlde, âmirlerin
iyi olmalarına, [milleti idâre için, islâm düsmanı olmıyanların seçilmesine] çalısmak,
herkesin iyiligine çalısmak olur. Herhangi bir kimseyi ıslâh etmege çalısmak,
ona islâmiyyeti bildirmekle olur. Her ne yolla olursa olsun, milleti idâre edeceklerin
müslimân olmalarına çalısmak lâzımdır. Müslimân oldukdan sonra, onlara,
(Ehl-i sünnet vel-cemâ’at) i’tikâdını bildirmelidir. Bozuk fikrlerin ortadan kalkmasına
çalısmalıdır. Bunları yapmak nasîb olan bir kimse, Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü
vetteslîmât” vârisi olur. Bu fırsat, size bedâva nasîb olmusdur.
Bunun kıymetini biliniz! Bu yolda ne kadar çok yazsam, yeridir. Fekat size bu kadar
yetisir. Insanları herseye kavusduran, ancak Allahü teâlâdır.
[(Mecelle)nin otuzdokuzuncu (39) maddesinde, (Zemânın degismesi ile, âdete
dayanan hükmler degisebilir) diyor. Fekat, (Nass) ile bildirilmis olan ahkâm hiçbir
zemân degismez. Her âdet, delîl-i ser’î olamaz. Bir âdetden hükm çıkarılabilmesi
için, bu âdetin Nasslara muhâlif olmaması ve sâlih müslimânlar arasında Selefden
gelmis olması lâzımdır. Harâm isliyenler çogalır, harâmlar âdet hâline gelirse,
yine halâl olmazlar. Küfr alâmetleri de âdet olur, müslimânlar arasına yayılırsa,
islâm âdeti olmaz. Küfr alâmeti olmakdan çıkmazlar. Mubâh olan âdetlerde
ve fen bilgilerinde zemâna uyulur. Teknikde ilerliyenlere ayak uydurulur. Din
bilgilerinde, ibâdetlerde zemâna uyulmaz. Îmân bilgileri, din bilgileri zemânla degismez.
Bunları degisdirmek, zemâna uydurmak istiyenler, Ehl-i sünnetden ayrılır,
kâfir veyâ sapık olurlar].
ÇOK MÜHIM TENBÎH
Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her isinde, Allahü teâlânın
emrlerine, ya’nî farzlara ve yasak etdiklerine [harâmlara] uyması lâzımdır. Bir farzın
yapılmasına, bir harâmdan sakınmaga ehemmiyyet vermiyenin îmânı gider, kâfir
olur. Kâfir olarak ölen kimse, kabrde azâb çeker. Âhıretde Cehenneme gider.
Cehennemde sonsuz yanar. Afv edilmesine, Cehennemden çıkmasına imkân ve ihtimâl
yokdur. Kâfir olmak çok kolaydır. Her sözde, her isde kâfir olmak ihtimâli
çokdur. Küfrden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahî, hergün
bir kerre istigfâr etse, ya’nî (Estagfirullah) dese, muhakkak afv olur, ya’nî, (Yâ
Rabbî! Bilerek veyâ bilmiyerek küfre sebeb olan bir söz söyledim veyâ is yapdım
ise, nâdim oldum, pismân oldum. Beni afv et) diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya
yalvarsa, muhakkak afv olur. Cehenneme gitmekden kurtulur. Cehennemde sonsuz
yanmamak için, hergün muhakkak tevbe ve istigfâr etmelidir. Bu tevbeden dahâ
mühim bir vazîfe yokdur. Kul hakkı bulunan günâhlara tevbe ederken, bu
hakları ödemek ve terk edilmis nemâzlara tevbe ederken, farzları kazâ etmek lâzımdır.
Kitâbımızda 276 dan 287 ortasına kadar okuyunuz!

Insan beser, durmaz sasar, eyler hatâ, üçer beser.
Düz ovada yürür iken, ayagını sürter, düser.
– 67 –
Güzeller Galerisi

__________________
bilinen.net
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:37.
RSS
Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO

Kuruluş : 27 Temmuz 2008
Bilinen.Net Her Hakkı Saklıdır
Sitemiz Bir Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi Burdaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.